Günümüz dünyasında hızla değişen tüketim kültürü birçok meslek dalını tehdit ederken, bu kültüre meydan okuyan bir isim dikkatleri üzerine çekiyor. Yaklaşık 50 yıldır mesleğini sürdüren ve bunu babasından öğrendiğini her daim hatırlayan bu usta, geçmişin değerlerini korumak adına azimle çalışıyor. Bu haberimizde, onun hikayesini ve tüketim kültürüne karşı duruşunu sizlerle paylaşacağız.
Usta, çalışma hayatına babasının yanında başladı. Onun istediği zamanları hatırlatarak, ahşap işçiliği gibi tehlikeli bir mesleği tercih etti. Babası ona sadece işin inceliklerini değil, aynı zamanda mesleğin arkasındaki değerleri de öğretti. Bu deneyim, ustanın yalnızca bir zanaatkar olmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda mesleğine olan tutkusunu da derinleştirdi. Usta, “Babamdan öğrendiklerim, sadece işimi değil, hayata dair birçok şeyi de kapsıyor. Benim için bu meslek, bir yaşam tarzı haline geldi” diyor.
Ustanın işindeki detaylara olan bağımlılığı, bugüne kadar yarattığı eserlerde açıkça görünür. Doğal malzemeler kullanarak yaptığı ürünler, hem estetik hem de işlevsel açıdan büyük bir değer taşıyor. Modern çağda, ucuz ve kalitesiz ürünler ön plana çıkarken, usta bu duruma karşı koymayı tercih etti. Onun en büyük amacı, mesleğini sürdürebilmek ve bu değerleri yeni nesillere aktarabilmek.
Ustanın hikayesi, yalnızca bir zanaat hikayesi değil, aynı zamanda bir direniş öyküsü. Tüketim kültürünün egemen olduğu bir dünyada, kalitesiz ve kısa ömürlü ürünlere karşı durmak, onun mesleğinin bir parçası olmuş. “Bugün insanlar hızlı ve kolay olanı tercih ediyor, ancak ben kalitenin her zaman öncelikli olduğunu düşünüyorum” diyor. Burada, zanaatın ve emeğin değerine vurgu yaparak, insanlara daha fazla düşünmeleri gerektiğini hatırlatıyor. İşte bu duruş, onu diğer meslektaşlarından ayıran en büyük özelliği.
Usta aynı zamanda genç nesli de değerleri konusunda bilgilendirmek için çeşitli atölye çalışmaları ve seminerler düzenliyor. “Kendimi geliştirirken başkalarını da geliştirmek benim için çok önemli. Gençler, bu değerleri benimsemeli ve bunu gelecek nesillere aktarmalı” şeklinde ifade ediyor. Bu sayede, mesleğin yalnızca bir iş değil, yaşamın bir parçası olduğunu aktarabilmeyi başardığını düşünüyor. Usta, gençlerin el becerilerini geliştirerek doğal ve sağlıklı ürünler üretmelerine yardımcı olmanın önemine dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, bu usta yalnızca kendi mesleği için değil, aynı zamanda tüm toplum için bir öğretici rolü üstleniyor. Özellikle son dönemde artan tüketim çılgınlığına karşı verdiği mücadele ile, geleneksel zanaat ve el emeği ürünlerinin ne kadar değerli olduğunu vurguluyor. Özgünlük, kalite ve geçmişten gelen bilgeliği çağdaş bir biçimde harmanlayarak, tüketim kültürüne karşı durmaya devam ediyor.
Dolayısıyla, bu usta sadece bir zanaatkar değil, aynı zamanda geleceğin şekillenmesinde önemli bir aktör olarak dikkat çekiyor. Ustalığı ve dayanıklılığıyla, hem kendi mesleğini sürdürüyor hem de genç neslin bu değerleri öğrenmesine yardımcı oluyor. Gelecekte, onun mirasını yaşatacak olan bireylerin yetişmesi için elinden geleni yapmaya kararlı. İşte bu kararlılık, onu zamanın ötesine taşıyan ve tüketim kültürüne karşı direnmeye devam eden bir figür haline getiriyor.