Son günlerde Suriye’deki gelişmeler yine dünya gündeminin merkezine yerleşti. Halep'te Suriye Ordusu, Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) karşı kapsamlı bir operasyon başlattı. Bu operasyonun, bölgedeki güç dengeleri üzerinde önemli etkileri olabilir. Söz konusu operasyon, hem Suriye iç savaşının seyrini hem de uluslararası ilişkileri derinden etkileyebilir. Halep, özellikle stratejik konumu ve etnik çeşitliliği ile savaştan önce de dikkat çeken bir şehir olmuştu. Son zamanlarda ise SDG’nin bölgede aktifliği, Suriye hükümeti için ciddi bir tehdit oluşturuyordu. İlgili taraflar, bu durumu derinlemesine ele alıyor.
Operasyonun başlamasındaki en büyük etken, SDG'nin Halep çevresindeki askeri hareketliliği ve bu grubun yerel nüfus üzerindeki etkisi olarak değerlendiriliyor. Suriye Ordusu, SDG’nin kontrolündeki bölgelerde, özellikle de stratejik öneme sahip yerlerde artan baskı ve müdahale gereği duyduğunu ifade ediyor. SDG'nin son dönemde gerçekleştirdiği bazı eylemler, Suriye hükümeti tarafından ‘kışkırtıcı’ olarak nitelendirildi. Bu da, operasyonun büyük bir kısmının yalnızca askeri bir müdahale olmadığını, aynı zamanda siyasi bir güç gösterisi de olduğunu ortaya koyuyor. Hükümet, bu operasyondan sonra SDG'nin Halep ve çevresindeki varlığını kırmayı hedefliyor ve daha geniş bir kontrol sağlamayı amaçlıyor.
Halep’teki operasyonun sonuçları, sadece yerel düzeyde değil, uluslararası arenada da yankı uyandırıyor. Çeşitli uluslararası gözlemciler ve diplomatlar, Suriye’deki iç savaşın dinamiklerini değiştirebilecek bu durumu yakından takip ediyor. Halep’te etkili olabilecek diğer unsurlar ise, Türkiye, ABD ve Rusya gibi uluslararası aktörlerin rolü. Türkiye’nin, SDG’yi terör örgütü olarak görmesi ve bu gruba karşı bir dizi askeri operasyon düzenlemiş olması, Suriye Ordusu’nun bu hamlesini daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye’nin sınır güvenliği ve PKK ile olan mücadele politikaları, Halep’teki durumun gelişimini etkileyecek unsurlar arasında yer alıyor.
Operasyonun başlamasıyla birlikte, sivillerin güvenliği de büyük bir soru işareti haline gelmiş durumda. Özellikle son yıllarda savaşın sona ermesindeki en büyük engellerden biri, sivillerin durumunun nasıl yönetileceği. Suriye Ordusu'nun yürüttüğü operasyonların sivil kayıplara yol açma riski, bölgedeki gerilimi artırabilir. İnsan hakları kuruluşları, yaşanabilecek insani krizler konusunda kamuoyunu uyarmaya devam ediyor. Halep’te son zamanlarda artan çatışmalar ve devam eden insani dram da, bu konu etrafında büyük kaygılar yaratıyor. Bu gelişmelerin, bölgedeki uluslararası ilişkileri ve Suriye iç savaşının gidişatını ne yönde etkileyeceği ise merakla bekleniyor.
Özellikle operasyondan önce Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın verdiği mesajlar ve uluslararası aktörlere yönelik açıklamaları, bu durumun daha da karmaşık bir hal alabileceğini gösteriyor. Suriye hükümeti, kendilerini meşru olarak görüyor ve SDG’nin faaliyetlerini ulusal güvenliğe doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu açıdan bakıldığında, Halep’te yaşananlar sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda uluslararası politikalar ve güç dengeleri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Halep'te Suriye Ordusu’nun SDG'ye karşı başlattığı operasyon, bölgedeki istikrarı önemli ölçüde etkileyebilir. Hem insan hakları perspektifinden hem de uluslararası ilişkiler açısından büyük önem taşıyan bu gelişmeler, dünya gündeminin merkezine oturacak gibi görünüyor. Suriye’nin kuzeyinde ve Halep’teki askeri hareketlilik, gelecekteki uluslararası müzakerelerin ve barış süreçlerinin yeniden şekillenmesine neden olabilir.